Türkiye ne çektiyse takiyyeci, bukalemun gibi her gittiği yere şirin görünmeye çalışan, anlattığı ile fiiliyatı birbirine uymayan, yani olduğu gibi görünmeyen, göründüğü gibi olmayan, televizyonda başka, ajandada başka, niyette başka, sözde başka olan riyâkar hocalardan; çekti. ..

Yine ne çektiyse Tarifte Demokrat, uygulamada diktatörü arattıran, fikirde hürriyet deyip, hayallerimizi bile cezalandırmaya çalışan, Din ve vicdan hürriyeti deyip, yıllarca okul ve devlet dairelerinde kamusal alan safsatasıyla dindarlara zulmeden, Laiklik deyip güyâ din ve devlet işlerini birbirinden ayıran ama hep din ve dindarın hareket alanını kısıtlayan, Demokrasi deyip Demoklesin kılıcıyla başında bekleyen sahte Demokratlardan çekti. ..
Sen Hoca yım diyeceksin. ..
Devletin hukuki uygulamaları, yönetim şekli, adalet anlayışı, eğitim şekli gibi konularda çıktığın hiç bir proğramda tek bir laf etmeyeceksin, sahte Cumhuriyetçi ve Laik görünmeye çalışan ve bu güne kadar defalarca darbe ve postmodern darbe yapanlara ve bunu Atatürkçülük kılıfıyla yapanlara bir cümle söyleyecek cesaretin olmayacak ve şirin görünmek için, pişmiş kelle gibi sırıtacaksın, çünkü onlar devlet koruması altında ya. .. ama Din kılıfıyla ihtilal girişiminde bulunan bir alçak yüzünden bütün cemaatlere salya sümük saldıracaksın. ..
Geçenlerde bir akşam ismi tarafsız bölge olan fakat bir çok arkadaşımızın gönderdiği proğram esnasında konuşulan konularla ilgili yüzlerce sorudan birini bile okumayan, cevaplamayan taraflı bölge proğramını ibretle izledik. Hoca vasfıyla orda bulunanlardan Mustafa İslamoğlu nun daha önce

 FETULLAH GÜLEN BİZİM DEĞERİMİZDİR, ALLAH TARAFINDAN ÖZEL GÖNDERİLMİŞTİR, FETULLAH GÜLEN GİBİ BİR ADAM DAHA YETİŞTİRENİN AYAKLARININ ALTINI ÖPERİM

gibi net ifadelerle Feto yu övdüğünü her yerde bulmanız mümkün, hattâ bende yazının sonunda kitaba dönüştürülmüş sohbetlerinden bir sayfayı da paylaşacağım. 

İki güya Demokrat la iki güya hoca kafa kafaya vermiş, her cemaat potansiyel tehlikeymiş, cemaatler güce taparmış, şeyhini ilahlaştırırmış gibi zırvalarla daha önce yaladıkları Fetö yü, yani Devlete operasyon çeken Fetö yü, yine Fetö ye karşı Devletin yanında milletle omuz omuza 27 gün nöbet tutan, onlarca şehit veren cemaatlerle aynı kefeye koymak için yırtınıyorlar âdeta. Büyük asker ve kahraman şehidimiz Ömer Halisdemir le, hain eski Tuğgeneral Semih Terzi'yi aynı kefeye koymak kadar âdîce olan bu yaklaşımı kınıyoruz. 

Asıl tehlikeli olan nedir biliyormusunuz ? Sahtekar, maskeli, hoca görünümlü fitne tacirleri ve Devlete çöreklenmiş sahte demokrat ve sahte laiklerdir. Öncelikle sahte, hoca görünümlü haysiyet cellatları, daha yağlısını yiyebilmek için gerçekleri söylemeyen, dünyalık bir zarar gelir diye Allah’ın hükümlerini gizleyen, eğip büken, hattâ örten, küfre düşmeyi bile göze alıp, münâfıkâne hareket edenlerden başlayalım. 

Eyy kıytırık vasıfları saymakla bitmeyen hoca görünümlüler. Soruyoruz size; madem tek kaynak Kuran ise, Kuran da Allah'ın devlet yönetimiyle, yasalarla, aile hukukuyla, ceza hukukuyla, miras hukukuyla hattâ beşikten mezara kadar fert, aile, toplum, idare hukuku ile ilgili gönderdiği âyetleri yokmudur ? yoksa sizde bunu söyleyebilecek yürekmi yoktur...
Yıllardır bu toplum bu iki kesimin riyakarlık ve sahtekarlığından bıktı ve Paralel gibi örgütlerde, bastırılmış duygular ve fikirlerin üzerine nifak tohumlarını bu millet içerisine kolayca ekti. 

Şu iki şeyi bir birinden net çizgilerle ayırmıyor ve milletimizin gözünün içine baka baka aynı sahtekarca fikri yutturmaya çalışıyorsunuz.

1 ) Devletin hukuk çizgisi içinde; her türlü fikrin bastırılmadan konuşulabilmesi, Yönetenlerin eksiklerini konuşabilmek, yönetim şeklindeki eksiklikleri o günün ihtiyacına göre yorumlamak ki bu Demokrasinin gereğidir, samimi iseniz şe'nidir, temel prensibidir. 

2 ) Devlete karşı mücadele etmek.
Sizler adeta Şizofren hastası gibi, günlerdir hiç bir ayrım yapmadan her cemaati toptan tehlike olarak görüyor ve öyle yorumluyorsunuz. Burda size şu soruyu soralım ve konuya öyle devam edelim. İlk sorumuz Sahte Demokratlara; artık Demokrasi yemiyorda Demokrasi adı altında yıllardır olduğu gibi Diktatörlükle fikirleri bastırmakmı istiyorsunuz, Demokrasi yemedi gâliba. .

Bakın şurda bir aldatmacanızı daha çözelim.

Demokrasi, dünyadaki tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimidir.

Demokrasi ceza kanununun şeklini yada içeriğini, medeni kanunun şeklini yada içeriğini, ticaret hukukunun şeklini yada içeriğini değil, Devletin yönetim biçimini tarif eder. Dolayısıyla bu güne kadar yaz boz tahtası ve yamalı bohçaya çevirdiğiniz

Anayasa ve Kanunlar ile Devletin yönetimiyle ilgili hususu artık birlikte yutturmaya çalışmayın, milleti saf yerine koymaya çalışıyorsunuz ama millet aslında sizin ne kadar kapasitesiz ve kaypak olduğunuzu görüyor, itibar etmiyor, arkanızdan gelmiyor. Son dönemde siyasette kaybetmenizin temel nedenide bu aslında. ..

Öyle ise bu millet ve cemaatlerin, (Fetö hariç)  Devletle değil; Devleti gereği gibi yönetmek yerine maskeler altında, iktidarları muktedir yapmayan ve Devlete çöreklenmiş olan, mayasında takiyye olan, kamufle olan her türlü derin devletle problemleri vardır. 

Hatta bundan iki yıl önce paralel yapıyı kastederek devletin içine çöreklenmiş sırtlan sürüleri diye açıklama yapan cemaatlerede şahit olduk. 

Şimdi gelelim o hasedinden ve fesadından çatlayan Kıytırık hocalara...İkinci sorumuzda onlara. Bu millet sizi neden takip etmiyor, cemaatler ve Bediüzzaman da ne buluyor hiç düşündünüzmü ?

Ben anlatayım size. .

O beğenmediğiniz cemaatler sizin kalın kafanızla anlamadığınız, dünya menfaatimi kaybederim korkusuyla konuşamadığınız bir çok meseleyi konuşmuş, Demokrasinin fikir hürriyeti, örgütlenme hürriyeti ve halkın kendi kendini yönetme biçimi olduğu gibi temel meseleleri anlamış ve bunun üzerinden açık yüreklilikle haklarını arıyor, hukuk içinde bunun mücadelesini veriyor, bunun tezahürü olarakta Ak Parti hükümeti gibi bir hükümeti yüzde doksanı destekliyor. Milletin büyük çoğunluğu delikanlı duruş istiyor, dik durabilen bir muhatap arıyor. Sn Cumhurbaşkanının sürekli oy artırıyor olması da buna örnektir. 

Sizler İslamın sadece abdest, namaz, güler yüz, iyilik, hikaye vs den ibaret olduğunu anlatıp, cihadı telaffuz edemezken, cemaatlerden kiminin sakalına, kiminin cübbesine çatıp, sünnet olan kıyafete, sarığa, cübbeye Arapların örfüdür derken, kafanıza Yahudi şapkası, boynunuza Hırvatların kravatı ve İngilizlerin papyonunu takanlara bu kıyafetlerin bizim örfümüzle alakası yoktur diyemezken, başörtüsüne el uzatılırken başını deve kuşu gibi kumlara gömüp eleştirmeye yüreğiniz yetmezken Ak Parti (Recep Tayyip Erdoğan) dönemine kadar . ..

Bediüzzaman'ın Mustafa Kemal'e rağmen, İsmet İnönü'ye rağmen verdiği mücadele, hapis, sürgün, zehirlemelere rağmen, Devlet içinde hukuk ölçüsünde, isyansız ama dik duruşundan bir şey kaybetmeden fikir mücadelesi vermesi, isyankarlara ve isyana kalkışan Şeyh Said'e karşı yüzyıllardır islama hizmet eden bu ORDUYA kılıç çekilmez ikazında bulunması, Anayasa, kanunlar ve mahkemeler hususunda açık bir şekilde. ..

''Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i İlâhiye namına ve hakaik-i İslâmiye dairesinde mahkemeler açmazsa, maddî ve mânevî kıyametler başlarına kopacak, anarşilere, Ye’cüc ve Me’cüclere teslim-i silâh edecekler'' demesi ve diğer ceza kanunları, aile hukuku gibi bütün kanunların referansı mutlaka İslam ve Kuran olması gerektiğini net bir şekilde eserlerinde anlatmış olması sizden farkını ortaya koyuyor. 

Mahmut Efendi cemaatinin en zor dönemlerde bile sakalını kesmemesi, sarık ve cübbesini çıkarmaması, sn Cumhurbaşkanının bir tek talimatıyla tankların karşısına çıkması, Vatan Emniyet önünde 27 gün boyunca cansiperane nöbet tutması ve bir çok cemaatin ihtilal girişimi şekillenmeden sokakta olması elbette televizyon şovmenleriyle kıyaslanmayacak farklılıklardır. 

Ve gelelim o çıkarınıza göre inanıp, duygularınıza göre cımbızlama usulü ile âyetlerini kullandığınız Kuran daki size pek hitap etmeyen âyetlere. ..

Ey îmân edenler! Allah için (hakkı) ayakta tutanlar, (ve) adâletle şâhidlik eden kimseler olun! Bir kavme olan kîn(iniz), sizi aslâ adâletsiz olmaya sevk etmesin! Âdil olun! Bu, takvâya daha yakındır. Ve Allah’dan sakının! Şübhesiz ki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır. (Maide Suresi 8) buyuruyor Allah cc. 

Peki Fetö ye olan kininizle, Şizofren hastası gibi başkalarına saldırdığınızda, niyet okuyuculuğu yaparak kalpleri ancak Allah bilir ayetinede muhalefet ederek, fiiliyata dönüşmeyen suç hem Allah katında hemde kanunlar nezdinde suç olmadığı halde, Allah’ın haram kıldığı zan yoluyla suç isnat ederek hiç tanımadığınız milyonlarca cemaat mensubuna zulmettiğinizde veya Devlet tarafından yapılabilecek bir zulme sebep olduğunuzda veya fetva verdiğinizde aynı Kuran size hitap etmiyormu. ...
Arzı mev-ud projesi ürünü olan ve Yahudilerin hedefe ulaşıncaya kadar her yol mübah anlayışını birebir uygulayan Fetö ye Yahudi maşalığı üzerinden bakmak yerine, hedef saptırarak meseleyi sulandırıp anlaşılmaz hâle getirerek, hazır fırsat varken diğer cemaatlerinde aradan çıkarılıp rahat cirit atacağınız bir meydan oluşturmak için milletin nazarını asıl tehlikeden uzaklaştırma vazifesini de galiba Fetullah abiniz size verdi...

Hem İttihadı İslamı sağlamaya çalışıyorum diyeceksiniz hemde insanları ötekileştirme yoluyla âdeta hücrelerine kadar bölmeye, ayrıştırmaya çalışacaksınız onu bunu tekfir edeceksiniz. Unutmayalımki bu millet çok sabırlı, onurlu ama aynı zamanda bu kadar uysallığın sonunda bir okadarda hiddetlidir.

Günü geldiğinde nasılki Devleti babasının malı gibi görüp Devlet içinde milleti ötekileştiren ve sırtlan sürüleri gibi Devlete çöreklenmiş Fetö ye bir Osmanlı Tokadı indirip feleğini şaşırttırdı, aynen öylede; Dîni babasının malı gibi görüp sürekli kendilerinden başkalarını tekfir ederek ötekileştirmeye çalışan harici, Daeş ve sizin gibilerinde ensesine bir Osmanlı Tokadı yapıştırıp tarihin çöplüğüne gömecektir. .Vesselam.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.