Sizlerden gelen yorumlar! 2.bölüm
S.A. O kadar zor bir konu ki kader, ben aciz bir kul olarak bu konuda ne yazılır ne söylenir bilmiyorum, âcizane şunu söylemek gerekir ki; kaderin islamın şartları içinde olduğunu yalanlayan, yok sayan insanların sapıklık içinde olduğunu ve bunları bizim hoca sıfatıyla dinlemememiz gerektiğini söylerim.
Allah ezelde bize alın yazısı diye tabir ettiğimiz her ne bizim için taktir olmuşsa buna rıza göstermek kulluk vazifelerimizden olsa gerek.
Allaha olan bağlılığımızı ancak kaderi bilirsek sebat gösteririz.
O zaman neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilir, ona görede hareket ederiz.
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır.
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.
***   ***   ***
İman kılıçtan keskin kıldan ince buna göredir ki; zaman imanı kurtarma zamanı, bir takım insanların imanın esaslarını hiçe sayıp Allahın Resulünü, sıradan, alelade biriymiş gibi, dalga geçerek zannediyorlar ki, kendilerini âlim, ulema, herkesin onlara alkış tutacağı bir ümmet var.
Hak ve hakikate savaş açmış ey ahmaklar, Allah buyuruyor ki; O zaman siz bana savaş açmışsınız buyurun gelin diyor.
Sen keskin kılıca atlıyorsun farkında değilsin.
Allah ve Resulüne küfredenleri, gücümüzün yettiği nispetçe, hak ve hakikat doğrultusunda savaş açacağız, onları hoca diye atfetmeyeceğiz.
Ey beşer zannetme ki; bir mikrofonla Allaha vasıl olursun, Kuran okumakla Allah’ı bulursun, kitap yazmakla hakkı bulursun, sen gönül sayfandaki, hakkı ve hakikati bulamamışsın, bunları yapsan ne yazar yapmasan ne yazar.(bu bölüm beni eleştirmek için yapılmamıştır)
Dünyanın menfaatine, imanını satmışsın, hangi gusül abdesti temizler seni, niyet işkembesini temizle önce, Nasuh bir tövbe ile Allahtan ve Resulünden özür dile, gözyaşı dök, belki bu gözyaşı kaybolmuş olan maneviyatını yıkarda kurtulursun.
Dünya hırsı ve cahil bir sofinin çıkarttığı fitneyi kimse çıkaramaz.
Allah bizleri uyanık olan müslümanlardan eylesin.
Allah sizden de razı olsun, sizin gibi doğru bildiğini söyleyen, hakkı hakikati ortaya koyan üsdatlar var ki; toplum bu millet yüzyıllardır ayakta kalıyor.
***   ***   ***
Aradığını kendinde ara, Mekke’de, Kudüs’te Haç’ta değil, Eğer bir müminin kalbini incittiysen, eylediğin secde namaz değil, Kimseyi incitmemek lazım yaradılanı yaradandan ötürü sevmek lazım.
Bugün bakıyoruz ki; birbirimize her konuda tahammülümüz kalmamış, bir kaşık suda birbirimizi boğacak kadar öfkelenme, sinir bizi şeytana dost ediyor farkında değiliz.
Öfke şeytandandır, şeytan ise ateştendir, ateşide söndürse su söndürür, o halde öfke anında besmele çekip, abdest alıp namaz kılmak gerekir.
Öfkeyle kalkan zararla oturur sözünü unutmamak gerek, Evde, sokakta, okulda, işte, yolda hatta camilerimizde, birbirimizi kırmak, Kabeyi yıkmak gibi olduğunu düşünsek, peygamberimizi sevmedikçe, birbirimizi sevemeyiz ilkesini unutmamak lazımdır. Allah öfkemizi yenip, kimseyi incitmemeyi, gönül kırmamayı, gönül nasip etsin.
***   ***   ***
Mutluluğun formülü; insanların bakış açısına göre değişir ve görecelidir, bizim için mutluluk, Allahın gönlümüze bakıp kulum ben senden razıyım dediği an bizim mutluluğumuz gerçek mutluluk olur.
Âlem ve âlemdekilerin hali seni yaralamaz ise, doğudaki acı çeken bir müslümanın, batıdaki bir müslümandan haberi yoksa ve bu sana acı vermiyorsa biz gerçekten mutlumuyuz sormak lazım.
İnsanların en hayırlısı insanlara yardım edendir, Allah katında yapılan hiçbir iyiliği hafife almayın diyen Allahın Resulünün sözünü hatırlatırım, Kim bir yetimin başını okşasa, koşusunun sıkıntısını giderse, bir hayvan soğukta donmasın diye onu doyursa v.b iyilikler yapsa, Allah ta kıyamet gününde onun sıkıntısını giderir.
İyilik yap denize at balık bilmez ise Halik bilir.
***   ***   ***
Yazınızda vahye göre bir müminin nasıl olması gerektiğini o kadar net anlatmışsınız ki; dört özellik acaba bizde zuhur ediyor mu diye sormak lazım kendi nefsime, Yüce Allahın rahmet kapısı bütün güzellikleri barındırır, öyle ise yüzümüzü ona döndürüp, O ne emrediyorsa şeksiz şüphesiz itaat etmek, kulluk vazifelerimizden olan ahde vefadır.
Hakikat bir tanedir, neden ve niçin’leri bırakıp, vahyin bize getirdiği emir ve yasaklara riayet edeceğiz, Aklın yolu birdir, on sene değil bin senede konuşsan hakikat bir tanedir.
Nefsimizdeki kötü sıfatlardan kurtulmadan Allaha layıkıyla kul olamayız, Herkes kabı ve liyakati kadar değerlidir, testisinde ne taşıdığı önemlidir.
Mülkün gerçek sahibi Allah ise biz dünya malını araç edineceğimize amaç edinmişiz, buda bizim helak olmamıza yeterde artar bile, Gönlümüzde ne varsa biz onun kulu ve kölesi olmuşuz farkında değiliz, Bize düşen tek bir şey oda Ayetlere, hadislere sahabesi gibi sımsıkı sarılıp uygulamak amel etmek gerekir.
Müslüman cümle aleme örnek teşkil etmeli, Allah sizden razı olsun bize tebliğde bulunuyorsunuz.
***   ***   ***
Sözün bittiği yer demek olsa gerek, bu yazı gerçekten bize sabrın, kana atla nasıl özdeşleştiğini gösteriyor, Sizin yazınıza istinaden ne yazılır lütfen affınıza sığınarak yazıyorum kusurlarımızı hoş görün.
Şükredip kanaat ettiğin kadar zenginsin âdemoğlu, Şüphesiz ki; Allah sabredenlerle beraberdir. Kendine, başkasına, her şeye sabret, karşımızdaki insanların münasebetsizliklerine dayandıkça, sabrettikçe insan olgunlaşır, sabır güç kazanır, sonuç sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır sözü ortaya çıkıyor.
Kanaatkar olmak şükretmektir, dünya tamahı o kadar gözümüzü bürümüş ki; hep ben, ben olmuşum, hep bir doyumsuzluk, ancak unutmuşuz toprağın bizi bir gün doyuracağını, Ashabı suffa, ashabın en fakirleri bir avuç hurma için, Yahudi’nin bahçesinde çalışmış almış bu hurmayı, Peygamberimize götürmüş vermiş, inceliği çok iyi düşünmek lazım kendi ihtiyacı olduğu halde vermiş.
Gönlümüz muhabbeti, Allah aşkını ve gerçek sevgiyi bulamamışsa, asıl fakirliğin ne olduğunu bilmez isek, en lüks arabaya da binsen, en lüks evde’de otursan, sen sokaktaki dilenciden daha fakirsin.
Asıl zenginlik mal zenginliği değil gönül zenginliğidir.
Allahın Resulü fakrım övüncümdür demiş ve fakırlığı bir şeref olarak addetmiştir, ama bu zenginlik cepte mangır olması demek değil, Haktan gayrı hiçbir şeyle mutlu değil ki; Allah’la mutlu, Allah’la gerçek zenginlik, Bunu bilir ve öylede yaşarsak, bizde yalnız ve yalnız kul olmanın zenginliğine varırız İnşallah.
***   ***   ***
Anlayışlı olmak yazısı ile siz bütün her şeyi özetlemişsiniz, o kadar net anlatmışsınız ki sizi tebrik ederim.
Bu sözlerin üzerine ne söylenir âcizane, asla ve asla yaradılan kulun gönlünü incitme, kırma, çünkü o gönlünde bir sahibi ve yaratıcısı var, Biz bir gönlü kırdığımız zaman, Kabeyi yıkıyoruz farkında değiliz.
Özür dilemeyi de bilmeliyiz, Biz birbirimizi kırmak ve üzmek yerine, fitne fesat yerine, ümmet olabilmenin çabası gayreti içinde olsak, Peygamberimiz gibi bir tebessüm edebilsek, buna bir gayret göstersek zaten güzellikler kendiliğinden ortaya çıkar.
Şu dünya yeterince çirkinliklerle dolu, bir çirkinlikte biz katmayalım. İnsan fıtratı gereği güzeldir, Allah güzeldir güzeli sever.
Hani bir hikaye vardır,  Hz. Ömer halifedir, şehrin sokaklarında dolaşırken, yaşlı kadının yakasına yapışıp torunlarının ahını, hesabını ahirette soracağım, Hz. Ömer’i tanımadan, Hz Ömer’i kıpkırmızı eden şey nedir acaba, Nine Ömer senin halini nice bilsin keşke söyleseydin halifeye dediği zaman, eğer bizim halimizi bilmeyecek’se niçin o makama oturdu diye söyler, kime celalli Ömer’e insanların karşısında tir tir  titrediği, Hz.Ömer nefsiyle yaptığı savaşta ve Allahın karşısında eriyor suspus oluyor.
Takva sahibi olmak bu demek olsa gerek, Sizin yazınız dada bahsettiğiniz sure, Asr suresi işte bu yazının özeti olsun, Bizde Asr suresini kendimize şiar edinirsek incitmekten ve üzmekten Allaha sığınırız, Allah razı olsun Saygılarımla
***   ***   ***
Çok zor yorum yapmak, şimdiden affınıza sığınırım, Kim müminleri dost edinirse, bilsin ki; galip gelecek olanlar, Allahtan yana olanlardır. Takva sahiplerinin dostu ise Allah’tır, Allah düşmanlarınızı sizden çok daha iyi bilendir, gerçek bir dost ve yardımcı olarak ta Allah bize yeter. Kim Allah’ı anarsa Allah’ta onu anar, kim Allah’ı sevmişse Allah’ta onu sevmiştir, kim Allah’ı istemişse Allah’ta onu istemiştir, kim Allahın rızasını ve cemalini aramışsa, Allah kulum diye o kulunu beklemiştir.
Eğer Allah bizi sevmeseydi biz Onu sevemezdik. Bizim yapacağımız tek şey, Allaha sırtımızı dayamak. Bizden haberdar olan Rabbimize boyun eğmektir. Allah yaratıcıdır halk eder.
Onun razı olacağı şeyleri istemek, sevdiğini sevmek, istemediği şeyleri yapmamak, sevmediğini sevmemek gerek.
Sevebildiğimizin ötesinde Allah’ı sevmek gerek. Allah güzeldir güzeli sever, Allah’ı sevmek kul olmaktan geçer. Resulünü sevmekten geçer, sadakat, samimiyet, aşk, cömertlik, merhamet bunların hepsi Muhammedi olan insanda müteşekkildir.
İmanın olmadığı yerde Allah zuhur etmez. Biz kardeşiz, müminler birbirinin kardeşidir, Peygamberimiz yürüyen Kuran’dı, bizde ona ümmet olmaya talipleriz.

Sizlerden yazılarımız ile ilgili yorumlarınızı bekliyoruz.
WhatsApp numaramız; 0536 061 8982
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.