Bir Gün Mesele Suriye Olursa, Bilin ki Sıra Türkiye’dedir.

Bu sözleri eminim son zamanlarda çok duymaya başlamışsızındır özellikle başarısız olan fetö darbesinden sonra. Bu sözleri Erbakan hocanın söylediğini biliyordum ama künhüne vakıf olamıyordum. Acaba nasıl böyle bir durum söz konusu olabilir. Türkiye çok güçlü ve modern silahlara sahip bir ülke. Arazisi olan hiç bir grup türkiye’ye direkt olarak savaş açamaz diye mülahazalarım devam ederken 15 temmuz başarısız darbe girişimi meydana geldi. Çok konuştuk haberleri takip ettik, ifadeleri dinledik, komploları konuştuk. Ama gerçekte olan bir şey vardı. Ve size bütün samimiyetimle ifade edebilirim ki bu darbede amaç sadece FETÖ’cülerin ülke idaresini ele almaları değildi. Irak’ta saddam’a ve ülkesine yapıldığı gibi, ülkeyi işgal etmekti.

Öyle bir zaman gelir ki, insan gerçekten etrafındakileri anlamakta zorluk çeker. 40 yıllık yapılanma içersinde olan bir hareket nasıl oluyorda işleri bu noktaya kadar getiriyor. F.gülen’i nasıl bir varlık olarak görüp bütün hayatlarını hiçe sayabiliyorlar. Bunların örneklerini görmek hiç te zor değil. Zira amerika’da f.Gülen gibi insanların varlığı fikri gün geçtikçe güçleniyor. En yakınımızdan, komşumuz ırak’tan örnek vermek gerekirse, anlatıldığına göre kürtçe anlamı “kimse bilmiyor” olan KESNİZANİ TARİKATİ, f. Gülen cematine son derece benzerlik gösteriyor. Şöyle ki; abd güçleri ırak’ı işgal ettiğinde, bütün dünya ırak’ın müthiş bir direniş sergileyeceğini zannediyordu. Herkes bu noktada hemfikirdi. Ama ırak abd’ye altın tepside sunuldu. Belki de modern savaşların en kolayı ve ihanet dolusu burada yaşandı. Zira kesnizani tarikatine mensup insanlar, bütün önemleri makamlara gelmişlerdi. Buralarda çalışan insanlar devlet içersinde topladıkları istihbaratı şeyhin oğluna oradan da mossad ve cia ye gönderiyorlardı. Çok büyük bir istihbarat zaafıydı. F.gülenin yaptığı gibi kendinden olmayanlara türlü iftiralar ve entirikalar kuruluyor, herkesi kendilerine boyun eğmeye zorluyorlardı. Ve başardılar. Saddam bunların varlığını anlamıştı. Ama iş işten geçmişti. İşte tam burada türkiye’ye dönmek istiyorum. Türkiye’de böyle bir durum olmadı. Türk halkının sağ duyusu, ön görüsü, açılan üniversitelerle eğitiminin artması ve haksızlığa tahammülünün kalmayışı sayesinde C.başkanının Saddam gibi bir sonla karşılaşması engellendi. Zira üç yıldır arası iyiden iyiye bozuk olan cemaatin kadro yapılanmasını gerçek devlet yetkileleri ortaya çıkarmaya başlamıştı. Ve eğer hükümet üç yıl önce uyanmamış olsaydı ve c. Başkanı üç yıldır bunların hain planlarını ortaya dökmek suretiyle bütün gücünü kullanmamış olsaydı, yani yardımcılarının yaptıkları gibi sus pus olup kenarda olanı biteni izlemeyi tercih etseydi. İnanın bugün yanında darbeye direnen bir halk bulamazdı. İşin buraya varılacağı belliydi. C.başkanı çok evvelden her çıktığı konuşamada milli iradeye vurgu yapıyordu. Halkı tek bayrak şuuru altında kenetleme psikolojisine sokmaya çalışıyordu. Ve inanın başardı. Bu stratejiyi kimler düşünüp harekete geçirdiyse onları gerçekten tebrik ediyorum. Darbe senaryoları arasında bildiğiniz üzere Hain Terörist Başı A.Öcalan’ın kaçırılıp YPG/PKK ve bunların gayri meşru çocuğu HDP’ye peşkeş çekilmesi senaryosu da vardı. Ben buna senaryo demekten biraz daha uzağım. Bu tamamiyle planlanmış bir projeydi. Bu gerçekleştirilecekti. Zira yukarda örneğini verdiğim, türkiye altın tepsiyle batıya sunulacaktı. Bu su götürmez bir gerçektir. Zira türkiye’nin suriye politikası, dünya beşten büyüktür sloganı, mısırda batıyı yerden yere vuruşu artık batının dünya üzerindeki yalancı sis perdesini kaldırmaya başlamıştı. Gerçeken batı rahatsız oldu. Artık yeni bir plan sahnelenmeliydi. Her yirmi yılda bir yaptıkları darbe yeniden sergilenmeliydi. Ama bu seferki geçmişteki darbelere benzemiyordu. Zira bu darbeden sonra türkiye g.doğuda kürtlere toprak verecek doğuda Ermenistan birkaç ili ilhak edecek ve en sonunda türkiye sınırları belli olmayan bir ortaduğu ülkesine dönüştürülücekti. Bu seneryo değil. Tamamiyle planlanmış bir projeydi. Ama yüce türk halkı bu oyunu allahın izniyle bozdu. Zira son yüzyıldır akan mazlum kanının intikamı alınmamıştı. Allah’ın da bir hesabı vardı. Allah intikam sahibiydi. Ve Allah bu intikamı yüzyıllar boyunca ümmete hizmet eden türklerle almayı istedi. Biz böyle inanıyoruz. Bu darbe analdolu çocuklarının mütekebbir batıya vurduğu ilk darbeydi. Bundan allah’ın izniyle anlımızın akıyla çıktık. Heveslerini kursaklarda bıraktı. Allah’ın en sevdiği amellerden biri olan “Kafiri sinirlendirmek Allah’a en sevimli ameldir” düsturunu yerine getirdik. Kardeşlerim! Bu hareketi tanıdığım günden beri bir şeye çok inandım. O da: Allah bu adamı eninde sonunda kendisi hayattayken rezil ettireceğiydi. Bundan çok emindim. Zira kendini kadim düşmanlarımızın eline bırakmış islam tarihinde çok bildiğimiz, haçlılarla anlaşma yapıp islam ülkelerinde ki hasmını yenmek için bir kaç şehri onlara bırakmaya göze alan yöneticiler gibi kendi ülkesini sırf türkiye’ye Humeyni ayarında biri olarak dönmek için en kadim düşmanlarımıza peşkeş çekti. Nerden anlıyoruz bunu biliyor musnuz. Çok basit. Yunanistan’a sığınan askerlerden anlıyoruz. Bu bir zihniyet yansımasıdır. Moda gibi. Modanın oluşumu tamemen insanların zihinlerinde ki tasvvurlarından meydana gelir. Bu günkü batı modasını çok iyi biliyoruz. Ve bizim islam tarihin deki fevkalede üstün islami kıyafetleri. İşte bu şahsa müntesip olanların zihinleri öyle kirlenmişti ki tamamiyle kendilerini türkiye düşmanlığına odaklamışlardı. Türkiye’nin en kadim düşmanı yunanistan’a kaçma fikri, hem de şerefli bir türk askeri olarak! Hangimiz bunu düşünebilirdik allah aşkına. İşte kafalarında haşhaşi zihniyeti taşıyan islami kaidelerden uzaklaşan ve f.gülen’nin kendi kitaplarıyla yetiştirilip ayet ve hadis okutulmayan bu insanlar, tamamiyle mistik bir ruh haline sokulup, fedaiye dönüştürülmüşlerdir. Bu darbe türkiye’yi işkal planıdyı. Bir çok masum bunun farkında değildi. Ve buradan darbeye karşı duranlara da sesleniyorum. İki kat daha fazla katı durun. Zira bu darbeyle hükümet değil ülkemizde elimizden gidecekti. f.gülenin kitaplarının uluslar arası ücretsiz kitap dağıtımı yapan siyosnist lobilerince bir çok dile çevrilip dağıtılığını biliyoruz. Peki bu kitaplarda neler var. Size çunu çok net söyleyebilirim. Bu tamamen haşhaşi öğretiliernin içersinde gizlnemiş olduğu mistik bir takım temalardan oluşan ve kendisinin müntesiplerini sömüreceği duyguların içersinde işlenmiş olan kitaplardan başka bir şey değil. Tıpki kabbala gibi. Tam bir tahrif hareketi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.